5 Ekim 2012 Cuma

Zaman Tüneli: The Offspring

Pussy Riot hakkında bir yazı yazınca ve üstüne bir de The Offspring klibi görünce televizyonda, bir Zaman Tüneli yazısı yazmamak olmazdı. The Offspring rock müzikle tanışmamı sağlayan, sevmemi sağlayan benim ilk "en sevdiğim grup"tur. Daha sonra büyüdük değişti favori grubum tabii, grunge ile tanışmam zaten çok uzun sürmedi. Bu yazı ise The Offspring'in kısa bir hikayesi olacak, tabii ki dinleyici gözüyle.

'94 yılında The Offspring. Dexter Holland'ın örgü saçları çok seviliyordu. 

 Grubun hikayesi 1983 yılına dayanıyor, çok eskiler anlayacağınız. Zaten grubun Ramones gibi dönemin punk gruplarından etkilenmemesi kaçınılmaz. İlk yaptıkları çalışmalarda bu grubun esintilerini taşıyor zaten. Yine de ben size grubun Smash (1994) albümüne kadar olan çalışmalarını dinlemeyin derim. Saçma sapan şarkılar var. Bir türlü istenilen noktaya gelememişler. 

Self Esteem klibi

Pekala Nirvana ve yeni müzik onları çok da etkilemiş ve yollarını bulmuşlar. 1994 yılında ki Smash albümüyle birden patlıyorlar. Bir diğer punk grubu Green Day'de aynı yılda Dookie albümüyle çok iyi bir çıkış yakalıyor. Grubun bu albümden ilk single'ı ise Self-Esteem oluyor. Bu şarkıyı basın çok eleştiriyor çünkü Nirvana'nın büyük hiti Smells Like Teen Spirit'e benzerliği çok konuşuluyor. Pekala bence o kadar benzemiyor. Yani benziyor da dinlerken "bu çok Nirvana" demiyor insan. 

Güzel bir açılış yapan albüm Come Out and Play gibi single'larla albümü gazlıyor ve bugüne kadar 16 milyon albüm satıyor. Bu satışla albüm, bağımsız bir plak şirketinden çıkmış, en çok satan albüm. Böyle bir rekora sahip anlayacağınız. 

Dönemin diğer neo-punk grubu Green Day

Herkes Grunge patlamasının olduğu sene 1991'den bahseder ama işin çoğalması 1994 yılı oluyor. Post-Grunge etkili bir sürü güzel grup türüyor. O yıllarda festival çocuğu olmak vardı. Şahane olurdu!

Aradan 2-3 sene geçiyor bu sefer yeni albüm geliyor. The Offspring tabii hemen büyük bir plak şirketine geçiş yapıyor ve Columbia ile anlaşma imzalıyor. Ixnay on the Hombre albümü güzel şarkılara sahip olmakla birlikte bence yapılan müziği çok da ileri götürmüyor. Daha çok Smash'in devamı diyebiliriz bu albüm için. Gone Away gibi post-grunge bir şarkıya ve All I Want gibi kısa ve hızlı bir punk şarkısına sahip bu albüm, tavsiye edilir. 

Bu döneme kadar olan Offspring kliplerine baktığınızda adamlarımızın her zaman karanlık bir tarafı olduğunu görüyoruz. Genellikle fotograflarda da güzeş gözlüklü oluyorlar. Vokalist Dexter Holland da zaten karizmatik görünmek için yüzlerini sakladıklarını söylüyor hep. Bence gerçekten de punk cıvıklığından uzak durmaları onları hep daha ağır göstermiştir. Bir Blink182 olmadılar yani. 

Blink 182 eğlenceli gruptu. 

Daha sonra ise 1998'de büyük patlamayı yaşattılar bize. Sıradaki albüm Americana'da bir sürü deneysel şarkı yapmalarının yanında, bildiğimiz The Offspring şarkılarının en iyilerini bize sundular. Öyle bir albümdür ki, hem eski fanları yerlerine mıhladı hem de yeni dinleyicileri kendilerine çektiler. Bir sürü hareketli şarkıyla dünyanın en iyi konser gruplarından biride olmayı başardılar. 


 Americana gerçekten beni tavlayıp rock müzik aşığı yapmıştır. 13-14 yaşlarındaydım ve Pretty Fly'ı tekrar tekrar dinlemek için bütün gün Number1Tv'nin başında nöbet tutuyordum. Çok uzun süre döndü klibi. Offspring'in böyle bir parçası daha önce yoktu. Tamam, çok da sürüden ayrı bir parça değildi ama onlar için yeni bir şeydi. 

 Şahane Pretty Fly (For a White Guy)

Sonrasında gelen single Why Don't You Get a Job şarkısı da çok tuttu. Klibi şahaneydi. Lakin  bu parça da Beatles'ın Obladi Oblada'sına çok benzetildi ki gerçekten benziyor. Bana soracak olursanız kim sallar Beatles'ı! Offspring biz gençlere fazlasıyla hitap ediyordu.

Offspring, bu 2 şarkının üzerine Kids Aren't Alright ve She's Got Issues single'larını yayınladı. Bunlardan da Kids Aren't Alright grubun en büyük hitlerinden biri oldu. Çok şahane parçadır. Tabii bir şarkı var ki herkes bilir ama asla Offspring için bir referans parçası olamaz, albümün son şarkısı Pay The Man, progresif öğeleri ve oryantal esintisiyle albümün neden çok iyi olduğunu kanıtlıyor. 

"It's not our usual staff but this is what we can do" demişler şarkı için. O zaman hep yap!

Daha sonra Offspring bir süre konser konser dolaştı. Hatta Rock 'n Coke muhabbetine Türkiye'ye de geldi. Gidemedim o sene, çok da üzüldüm. The Cure ve Korn da vardı. Zaten o festival hiç bir zaman bu headline'ın üstüne çıkamadı ve popülerliğini yitirdi. Bunda yaz sonu düzenleniyor olması ve 2 senede bir fırtına kopması da etken tabii. Tabii Coca-Cola'nında yapacak bir şeyi yok. Bu tarz festivalleri düzenlerken ilgili bir kuruluştan festival tarihi alıyorsunuz. Böylece gruplar bir festivalden diğerine Avrupa turnesi yapabiliyorlar. Biz Türkler bu festival işine sonradan bulaştığımızdan tarihlerde sona kalmış oluyor. Bir de Türkiye bu festivalle gördü ki, bizim festival kültürümüz yok. Amerika'da yağmur çamur demeden binlerce festivalci çadırlarda kalırken biz o pisliğe girmeye katlanamıyoruz.

Rock 'n Coke sahnesinde The Offspring

Sene 2000 olunca yeni albüm geliyor. Conspiracy of One adlı albüm yine 5 milyonun üstünde satıyor ama çok da eleştiriliyor. Albüm olarak baktığınızda Original Prankster ve Million Miles Away gibi güzel şarkılar barındırsa da, grup yine kendini tekrarlıyor ve Americana'nın üzerine bir şey koyamıyor. 

Burada Americana'dan daha iyi bir albüm yapamıyor demek istemiyorum. Dinleyici değişiyor ve gelişiyor. Offspring'den daha ciddi işler bekliyor fanlar ve müzikal tarzda farklılaşma arıyorlar. Grupsa, tutan formülü yine işleme koyuyor. Bu da bizi sıkıyor tabii. 

Bu albümden sonra grup Orange County filmi için bir şarkı hazırlıyor. Şarkının adı Defy You. Bu şarkı, grubun bana sorarsanız kırılma anıdır. Yani Offspring'in kariyerini ikiye bölün, bu şarkının yayınlanma tarihiyle bölebilirsiniz. 

 Defy You

Bu şarkı, Offspring'in çoğu şarkısında olmayan heavy metal ruhuna sahipti ve ciddi, haysiyetli bir şarkıydı. Zaten çoğu alternatif rock grubunun tersine Ibanez gitar kullanan grubun sound'u tam ihtiyacımız olan cinstendi. Belirtmekte fayda var, Ibanez, metalik ve keskin sound'u yüzünden genellikle metal grupları tarafından tercih edilir. Offspring ise bunu punk müziğe çok güzel yediriyor. İşte zaten şarkıda Offspring'den "ciddi" bir iş beklememize yol açıyor. "Bu sefer olacak!"diyoruz. Beklemeye koyuluyoruz. 

Aradan 1 sene kadar geçiyor yeni albüm duyuruluyor. Bu sırada grubun davulcusu Ron Welty'de gruptan ayrılıyor. Defy You, onun davul çaldığı son Offspring şarkısı oluyor. Yeni albüm Splinter piyasaya çıkıyor. İlk single Hit That, Offspring'de değişme/gelişme yok dedirtiyor ve grubu bir köşeye atmamıza yol açıyor. Zaten albüm 32 dakikalık süresiyle, kimseyi doyurmuyor. Bunun yanında yeni bir şey de sunmuyor. Offspring çocukluğumuzda sevdiğimiz bir grup olarak dolaplara kaldırılıyor. 

Geçenlerde çıkan son albümleri 

Grup bu albümden sonra bir Best of yayınlıyor. Sonra toparlanmak için rock efsanesi Bob Rock ile çalışıyorlar. Rise and Fall, Rage and Grace farklı tatlar içeriyor ama onları tekrar şampiyonlar ligine sokmuyor. Ardından benim bu yazıyı yazarken dinlediğim, yeni çıkan albüm Days Go By çıkıyor. Hem eski tatlar hem yeni denemeler içeren şık bir albüm. Zaten albüm kapağı da içeriği anlatıyor. 

Tabii son 2 albümde güzel işler yapsa da tren kaçtı bir kere. Rock müziğin popülerliği karizması çoktan eridi gitti. Artık çok zor. ColdPlay bile Rihanna ile düet yapıyor. Rock grupları bu haldeler. Offspring'den fazlasını beklemiyorum. Her yeni albümlerini alıp biraz dinliyorum iyi oluyor sadece. Herhalde gruba sorsak, zamanı geri alsalar o Defy You'dan sonra sıkı bir rock albümü yapmayı tercih ederlerdi. Belki Ron gruptan ayrılmazdı... Bunlar sadece varsayım. Benim içinse teen yıllarımın en favori grubuma, bu yazıyla itibar etmek kalıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...