17 Nisan 2012 Salı

Süper Gruplar

Süper grup, müzik basınının uydurduğu bir terim. Aslında çoğu müzik terimi basının uydurması. İnsanlar olayları, kişiler gruplamaya, sınıflandırmaya o kadar meraklı ki... "Süper grup" ise hali hazırda meşhur olan grupların elemanlarının bir araya gelerek yeni bir grup oluşturmasına deniliyor. Bu liste aslında çok uzun ama ben kendi kişisel seçmelerimi yapacağım sizlere.

  
Mad Season

Layne Staley (Alice in Chains)
 Mike McCready (Pearl Jam) 
Barrett Martin (Screaming Trees) 
John Saunders (The Walkabouts)

Grunge efsaneleri var bu grupta. İsimleri bileni için çok anlatmaya gerek yok. Layne zaten (Allah rahmet eylesin.) bir efsane. Grubun tek albümü var: Above. Biraz deneysel bir rock müzik diyebiliriz, tabii grunge sosu bolca dökülmüş üstüne. 

Referans şarkısı : River of Deceit


Audioslave

Chris Cornell (SoundGarden)
Tom Morello (Rage Against The Machine)
Tim Commerford (Rage Against The Machine)
Brad Wilk (Rage Against The Machine)

Rage Against The Machine elemanları, vokalistleri Zack ayrılınca boşluğa düşmüşler ve ne yapsak diye düşünmeye başlamışlar. Menejerleri gelmiş "Neden Chris Cornell'ı aramıyorsunuz?" demiş ve macera başlamış. Tüm zamanların en sevilen süper grubu oldular.

Referans şarkısı : Be Yourself


The Gracious Few

Chad Taylor (Live)
Patrick Dalheimer (Live)
Chad Gracey (Live)
Kevin Martin (Candlebox)
Sean Hennesy (Candlebox)

90'ların en başarılı gruplarından Live ve Candlebox'ın elemanları bir proje grubu için birleşiyorlar. Gitarist Chad Taylor'ın cayır cayır gitar tonları ve Kevin Martin'in AC/DC'yi hatırlatan vokali birleşince çok iyi bir iş çıkıyor ortaya.

Referans şarkı : Appetite


Yakup & Kaan Tangöze & Batuhan Mutlugil

Yakup grubu
Kaan Tangöze (Duman)
Batuhan Mutlugil (Duman)

Bizim en bilindik süper grubumuz, Yakup elemanlarının Kaan Tangöze ile çalışmasıdır heralde. Bir proje grubu aslında. Yani bu çalışmanın olması için grupların dağılması gerekmemiş.

Referans şarkı : Karanlıkta


Mirkelam & Kargo

Selim Öztürk (Kargo)
Burak Karataş (Kargo)
Serkan Çelik (Kargo)
Mirkelam

Aranjörlük vb. işlerle uğraşan Kargo elemanları, gruplarını unutturmamak için Mirkelam'ı arıyorlar ve bir albüme imza atıyorlar. Eli yüzü düzgün bir çalışma olmasına rağmen hakettiği ilgiyi alamamıştı bu albüm. Nedeni tabii ki Kargo'ya talep olmaması...

Referans Şarkı : Yollar


 Velvet Revolver

Slash (Guns n' Roses)
Duff McKagan (Guns n' Roses)
Matt Sorum (Guns n' Roses)
Dave Kushner (Wasted Youth)
Scott Weiland (Stone Temple Pilots)


Guns n' Roses elemanları Axl ile yolları ayırınca popüleritelerini yitirdiler tabii. Axl saçmasapan olaylarla ilgiyi üzerinde tutsada, bu üstadlar bir türlü eskileri yaşatamıyordu hayranlarına. Amerikan tipi alkolik ve uyuşturucu bağımlısı saçma sapan vokalist Scott'ı imajlarına uygun olur diye aldılar ve hakkaten uyduda. Çok sağlam bir ilk albüm yaptılar ama 2. albüm aynı ilgiyi göremeyince Scott gurubu terketti. Yinede o ilk albüm kulağımızın pasını hemen silmiştir. 


Referans şarkı: Set Me Free

Ben durumu şöyle bir anlatmak istedim aslında bu yazıyla. Yani anlatacak yazacak o kadar çok grup var ki. Siz bunları ancak sevdiğiniz grupların elemanlarına bakıp onları takip ederek bulabilirsiniz. Süper gruplar, bazen yeni bir yol açarlar kendilerine, bazen deneysel bir projedirler. Lakin hepsi olmuş müzisyenlerdir. Saygı duymak lazım...

15 Nisan 2012 Pazar

Konserler,Festivaller Bizi Bekler

Gitmezsek kim bilir bir daha ne zaman gideriz dediğimiz Madonna'nın yanına bir de rock müziğin efsanesi Red Hot Chili Peppers'ın İstanbul'a geleceği haberi ekleniyor. Bunun kadar mutlu edecek bir haber daha var ise o da G N' R'ın da İstanbul'u yakın gelecekte şenlendirecek olması. Bu yaz müzikseverler için çok dolu geçecek, tabii bu durum biraz cepleri boşaltacak gibi görünüyor.

8 Eylül'de Santralİstanbul'da sahne alacak RHCP'ın Türkiye'deki ilk konseri olacak bu.  Çıkacakları turnedeki 60 farklı şehirden biri de İstanbul.  '83 yılından bu yana sadık bir fan kitlesi kazanmış olmalılar ya da Türk milleti sandığımızdan daha zengin. Fahiş bilet fiyatlarına rağmen satışların rekora koşması (ilk 1 saatte 10bin adet satılmış) bunu gösteriyor ve biletlerin kısa zamanda tükeneceğinin öngörülmesi "Punk is not dead!" mottosunu bir kez daha kanıtlıyor. Sevmediğim ender şarkısı vardır bu grubun. Sürpriz sahne performansları, kostümler ve eşsiz soundlarla tüm hayranlarını büyüleyeceklerine eminim. Orada olabilmeyi dilerdim...




Temmuz ayında ise İstanbul, bir diğer Amerikalı rock efsanesini misafir edecek: Guns N'Roses. '85 yılında kurulan, rock dünyasının aykırı çocuğu Axl Rose'u büyüten,Slash, Tracii Guns gibi unutulmaz gitaristleri de bir zamanlar bünyesinde barındırmış olan grup,  RHCP'dan oldukça farklı tarz olarak. RHCP ne kadar funk punk ise, G N' R da bir o kadar hard rock. RHCP daha az sansasyonel, daha düz ilerlemiştir müzik tarihinde. Ama Guns N'Roses Osmanlı tarihi gibidir, kuruluşu, yükselmesi, duraklaması vardır. Ha gitti ha gidecekler derken, 4,6 ve 7 Temmuz'da Tuborg GoldFest ile ülkemize ayak basacaklar. 




3 tam gün sürecek olan festivale gelecek isimler sadece bununla da sınırlı değil. Tuborg GoldFest'te Guns N'Roses'ın yanı sıra, Evanescence, Apocalyptica, In Flames, Ugly Kid Joe, Godsmack, Within Temptation gibi dünyaca ünlü isimler de gelecek. Rock müzik severler buna çok sevinecek!









12 Nisan 2012 Perşembe

Hüznün Şarkıları

Bazı şarkılar vardır, en zayıf en hüzünlü anlarınızda vurur sizi. Siz belki de hiç farketmeden, zihninize giriverir öylece. Çok sevmeniz gerekmez ne şarkıyı ne söyleyeni. Anlamına çok takılmazsınız, durumunuza uygun mu değil mi düşünmezsiniz. Bir kaç kelimedir sizi bağlayan o şarkıya. Onca kelime arasından onları seçersiniz, onlar yakın gelir, zihin tekrarlayıp durur, gerisi boş. Herkesin vardır öyle şarkıları. Bazen bir günlüktür ömrü, bazen bir ömür. 



İşte tam uzun süredir hiç bu kadar hüzünlü olmamışken girdi aklıma, Sıla'nın Boş Yere şarkısı. Ne hayata bir kinim var ne de oldu. Kahırlar içinde de değilim, hiç olmam. Sadece "Bomboş kalbimin odaları bomboş,halsiz hissiz nasıl bu kadar loş" diye başladığı için ve içinde bulunduğum "bugün"e uyduğu için takıldı kaldı aklıma. Yoksa şarkının geri kalanıyla hiç örtüşmüyor günüm. Ben bugün bu şarkıda karşılıklı rakı içerim arkadaş. Şarkıya çok bayıldığımdan değil ama uzun süredir hiç bu kadar halsiz,hissiz,bomboş olmadığımdan tutun(l)dum bu arabeske.Hayatta bazen arabesk olmak da güzel. Buhran dönemleri elbet bir gün biter. Yeter ki insanı hayata tutunduran bir şeyleri olsun,en bomboş, en hissiz anlarınızın yarınlarına uyanabilmek için umudunuz olsun,sevdiğiniz,vazgeçemediğiniz,özlediğiniz,beklediğiniz birileri olsun. Hayat dedikleri nedir ki, acır acır ama öldürmez. Ne yapalım, bugün de böyle efkarlı bir yazı çıktı elimden. Daha pozitif günlere kadehimi kaldırıyorum. Şerefe!


Bomboş kalbimin odaları bomboş 
Halsiz hissiz, nasıl bu kadar loş 
Gece insafsız benden bile sarhoş 
Sabahladım yedi gece durmadan üst üste 
Gittiği yerden arar diye 
Çok vicdansız, geceden bile sarhoş 
Fazla, hep dahasına meyilimiz 
Bakma bize düşman kendimiziz 
Ben sana nerden tutuldum 
Yokluğunda hem nasıl duruldum
Sağ elimi solumla avuttum 
Boş yere, boş yere 
Hep boş yere 
Kızmam eloğlu değilsin ki 
Şahaneyim demedin ki 
Olmadı kabul farkındayız en azından 



11 Nisan 2012 Çarşamba

Sanat Camiasında Bir Kabadayı

Bu hikayem müzikle yandan ilgili. Esas olarak enteresan bir kişilik, bir kabadayı hakkında. Bu adam Kürt İdris. 1930'larda dünyaya gelen Kürt İdris, Kars'tan İstanbul'a geldiğinde Türkçe bilmiyormuş. Zaman içerisinde yeraltı dünyasına girdiği konuşulsa da kendisi buna mafyalık demiyor, kabadayı olduğunu söylüyor.

Hikaye şöyle başlıyor, Kürt İdris, Taksim'in arka sokaklarında zıtlaştığı biriyle kavgaya tutuşur. Düello sonucu adamı bıçaklar. Bunun yüzünden cinayetten içeri alırlar. Hapishanede 2 tane oğlancıyı öldürünce iyice namı duyulur. Ecevit dönemi affı yüzünden, 4 yıl sonunda salıverirler.

 Kürt İdris, solda oturan.

10 Nisan 2012 Salı

Musiki derken...

Vikipedi'de "musiki" başlığını aratanlar farkedeceklerdir, otomatik olarak "müzik" başlığına yönlendiriliyorlar. Pekala araştırdığımızda da musikinin anlamının müzik olduğunu biliyoruz. Peki biz niye bazı tarzlara müzik diyoruz? Neden hepsi musiki değil? "i" ekiyle "z"yi yumuşatıyor ve "musiki" diye daha ağdalı bir kelime yaratıyoruz. Bazısı Osmanlıcadan geldiğini iddaa etse de bazısı da bu kelimenin Yunancadan geldiğini öne sürüyor. Mesela bizde cacık, onlarda caciki. Bizde kanun, onlarda kanunaki... Sonuca bakınca bizde müzik onlarda, musiki. Demek istediğim aslında hepsi aynı anlam ama müzik demek, bizim gibi Türk evlatları için daha doğru görünüyor.

9 Nisan 2012 Pazartesi

Rock Liginde UEFA'ya Kalanlar

Bazı gruplar vardır Coldplay gibi, üstüste başarılı albümler yaparlar. Kendilerine ait bir tarzları vardır. Bu tarzlarını da hem trendlere uydururlar hem de geliştirirler. İşte bu gruplar güzel albümler yaptıkça daha fazla gündemde kalırlar ve yıllar içersinde bir efsaneye dönüşürler. Aralarında güzel albüm yapanlar ama bir türlü çok popüler olamayanlar da vardır, onlar ise UEFA ligine kalırlar.

Live - Throwing Copper

Bu grupların arasında benim favorim Live'dır. Amerikan tarzı ama bazı şarkılarında oryantalist duruşları vardır. Bu gördüğünüz Throwing Copper albümünü kesinlikle edinin. Grunge etkili gruplardan en başarılısıdır. "All Over You", "Selling The Drama", "I Alone" ve "Lightning Crashes" şarkılarına bir bakın. Hoşunuza gidecektir. 

Candlebox'ın ilk albümü.

Bu ise Candlebox grubunun ilk albümü. Çok güzel parçaların bulunduğu Post-Grunge patlamasının ilk albümüdür. Madonna kendi plak şirketini kurunca albümünü yapacağı bir grup arıyordu. Nirvana'dan dolayı pek popüler olan Seattle gruplarına yöneldi. Candlebox'ta zaten tam aranan kandı. Bu albüm 4 milyon sattı. Lakin Rolling Stone dergisi gruba "Madonna'nın ticari hamlesi" etiketini basınca, grup çok eleştirildi ve popüleritesini yitirdi. "Far Behind", "Cover Me" ve "You" çok iyi şarkılar. Canım çekti dinleyeyim ben de...

Creed - Human Clay

Creed yine bir Post-Grunge grubu. Lakin onların farkı yer yer hard rock yapmaları hatta son albümleri Full Circle, son yıllarda çıkmış en iyi rock albümü. Human Clay ise onların 11 milyon satmış 2. albümleri. İçerisinde "With Arms Wide Open", "What If", "Higher gibi hitler barındırıyor. Creed çok popüler olmasına rağmen, Alice in Chains ve Pearl Jam'i o kadar taklit ederek başlıyor ki yola, yine Rolling Stone dergisinin gazabına uğruyor. Baskıya dayanamayan grup dağılıyor tabii. Allah'tan 2 sene önce tekrar birleşiyorlar da bizim kulağımızın pası siliniyor.

Jimmy Eat World - Bleed America

Jimm Eat World, 80'lerdeki College Rock furyasının punk ile birleşmiş hali olan Emo'nun popüler hale gelmesindeki en önemli gruptur. Pekala etrafta emo diye dalga geçilen acayip tiplere pek benzemezler. Daha çok oduncu gömleği giymiş kasaba çocuklarıdır bunlar. Duygusal, basit, bazen çocukça şarkılar yazarlar. Tabii sert yaptıkları bir çok parçası da yok değil. Bleed America, emo ve rock müzik için çok farkedilmese de önemli bir albüm. "The Middle", "Sweetness" ve "Hear You Me" gibi güzel şarkıları var bu albümün. Baştan sona sağlam albümdür.

Kane - Fearless

Kane aslında dünya çapında popüler olan bir grup değil. Hollanda'nın en popüler grubudur ama bir türlü MTV hiti çıkaramamışlardır. Ben onların daha fazlasını hakettiğini düşünürüm hep. Bir çok güzel parçası olmasının dışında bu Fearless albümü, duygusal olarak onların en yoğun şeyler vaadettiği albüm. İçerisinde yine albümle aynı adı taşıyan bir şarkı var ki... benim kişisel favorimdir. Bunun dışında "Something to Say" ve "Believe It" diğer singlelar olarak öne çıkıyor. 

JJ72'nin ilk albümü

JJ72 ise daha Brit bir sound tercih edenler için güzel bir grup. Siz onların albüm kapaklarına bakıp ne kadar sıkıcı olduklarını düşünmeyin. Pekala onlarda diğer Amerikalılarda olmayan bir şey var. Onlar gerçekten hissiyatı olan bir müzik yapıyorlar. Öyle saçma rockçılar gibi düz bağırmıyorlar. Melodik ve içsel bir şey yani onlarınki. Bu ilk albümden "Snow" ile başlayabilirsiniz. "October Swimmer"da devam için iyi bir tercih olacaktır. 

3 Doors Down - The Better Life

Aslında bu gruptan nefret ediyorum. Çünkü çok ticari oldular, göz önünde olmak için her taklayı attılar. Lakin hiç bir zaman bir klasik olamadılar. Ben yine de kişiliğimden ödün vermeyerek onlara hakkını teslim edeceğim. İlk albümleri Better Life, Alternatif Rock tarzında melodik ve kolay dinlenen şeyler arayanlar için en iyi seçenek. Özgün bir iş çıkarmamakla birlikte albümün yarısı hit şarkılardan, diğer yarısı ise hit potansiyeli olan şarkılardan oluşuyor. "Duck and Run", "Loser", "Be Like That", "Kryptonite, "Smack" gibi bir sürü güzel şarkı var bu albümde.

Matchbox 20 - Mad Season

Santana'nın Smooth şarkısını herkes bilir. İşte oradaki yakışıklı adam Rob Thomas'ın grubudur Matchbox Twenty. Dönem dönem güzel hitler çıkarsa da bu adam hep sabun köpüğü gibi kaybolup gitmiştir. Sanırım fazla pop işler yapıyor bu adam. Halbuki dinlendikçe sevilen, zor hazmedilen işler yapsa müzik piyasasındaki yeri daha değişik olurdu. Bu 2. albümleri ise bir çok açıdan güzel bir alternatif pop albümü. "Bent", "Angry", "Last Beautiful Girl", "Mad Season" sağlam şarkılar. Diğer şarkılar da çok güzel tabii...


Bunlar gibi aklıma gelmeyen bir çok haysiyetli grup vardır elbet. Ben size beni en çok etkileyenleri yazdım. Bu gruplar, bir U2 veya Metallica olamadıkları için UEFA ligine kalmıyor, bazısı kendini tekrar ediyor, bazısı özgün işler çıkaramıyor, bazısı ise popüler olabilecek işler yapmıyor. Herbiri kendi içersinde sağlam gruplar. Ortalama bir rock dinleyicisi bu gruplardan haberdardır zaten. Pekala 90'ları Nirvana'dan ibaret sanan bir çok yeni rock sevdalısı gence yardımcı olmak boynumuzun borcu. Bu yazıyla da kendimi, bu borcu ödemiş sayıyorum...

Axl Rose'da Hala İş Var

Guns n' Roses, 3 albüm yapmasına rağmen, herkesin favori rock grupları arasına girmiştir. Klasik olmuştur. Yatırımcısını zengin etmiştir. Bu adamlar beraber çalışmasa dahi yaptığı işler hala iyi para ediyor. Grup dağıldıktan sonra, vokalist Axl Rose başka müzisyenler bulup Guns n' Roses adıyla devam edeceğini söylemişti. Yıllar süren bir çalışmadan sonra, 13 milyon dolara malettiği Chinese Democracy albümünü çıkarmıştı. Bu albüm 4 milyona yakın satmıştı -ki hiç klip ve single yayınlamadan. İşte böyle bir güçtür Guns n' Roses.


İşte bu genç yakışıklı adam, 80'lerin sonunda çatallı sesi ve kendine has bandanalarıyla genç kızların gözdesi olmuştu, her yerde posterlerini görürdük. 3 albüm için toplam 7-8 yıl kadar çok popüler bir hayatı oldu ama 2000'li yıllarla beraber yaşlandı. Çöktü. Grup üyeleriyle kavga etti ve herkeste antipati uyandırdı. Bir albüm için bizi yıllarca bekletti. Neyse ki bu yıllara değdi, çok güzel bir albümdü. Şimdilerde tekrar albüm hazırlığı içersindeymiş. Bilmiyorum aynı ilgiyle karşılaşır mı.


İşte resimlerde gördüğünüz gibi yıllar onu değiştirdi. Çok belli olmasa da beyaz tenli hali gitti, pancar gibi bir hale büründü. Dexter Holland'dan örgülü saçlara özendi, iyi ama top sakal onu iyice yaşlı gösterdi. Günün sonunda eski karizmasından eser bırakmadı. Derken...


...son günlerin popüler ismi Lana Del Rey ile görüntülendi. Eski manken yeni şarkıcı Lana, ne indie ne değil tarzda bir şarkıcı. En azından kendisini böyle tanımlıyor. Axl Rose gibi bir adam ona bu saatten sonra ne katacak bilemiyorum ama Axl Rose'da iş bitmemiş, bu belli.

8 Nisan 2012 Pazar

Arap Tarzında Nota

9. yüzyılın İslam düşünürlerinden Yakub el-Kindi'nin icad ettiği, harflere dayanan bir nota yazma şekli vardır. Buna "ebced" deniliyor. Biz Türkler de İslamiyeti kabul ettiğimizde tanışmışız bu harflerle/notalarla. Pekala müziğimizi de etkilemiş ve bu Kindi notaları böyle girmiş memleketlerimize. Osmanlı'da son yüzyıla kadar kullanmaya devam etmiş.



Daha sonra gelen müzisyenler veya bu işle uğraşanlar, bu müzikal termolojiyi ilerletmişler. Tahmin edebileceğiniz gibi, her harf bir nota veya nota grubunu temsil ediyor. Seslerin uzaması ise rakamlarla ifade ediliyor.

 Yakub el-Kindi

Yakub el-Kindi'yi tanıtmazsak ayıp olur tabii. 800'lü yıllarda yaşamış bir İslam filozofudur. 250'ye yakın kitap yazmıştır. Geometri, matematik, tıp, kimya ve müzik konularında arap dünyasını aydınlatan düşünürlerden biri. En büyük yararlarından biri de, ilaç hazırlamada kullanılan dozları ve birbirleriyle olan etkileşimini düzenlemesidir.

7 Nisan 2012 Cumartesi

Orhan Veli Şarkıları

Orhan Veli'yi bu kadar güzel yapan, sokaktan gelen dili ve samimiyetidir herhalde. Bu garibin şiirlerini, pek çok şarkıda duyabiliyoruz. En meşhuru Levent Yüksel'in söylediği Sezen Aksu besteli "Dedikodu"olsa gerek. Besteciler bir şiiri okuduğu zaman hemen kendi tarzlarında bestelerler. Şiirlerin şarkılaştırılması konusunda çoğu besteci, şiirin melodiyi fısıldadığını söyler zaten. Şair için de durum pek farklı değildir çoğu zaman. Nazım Hikmet "Gitar çalmayı bilseydim, ben de gitar eşliğinde söylerdim şiirlerimi" demiştir.


"Akustika - Orhan Veli Şarkıları" 6 müzisyenin 20 kadar Orhan Veli şiirini akustik enstrumanlarla yorumlaması ve şarkı aralarında Orhan Veli'nin hayatı hakkında ufak anektodlar vermesiyle oluşan bir performans. Aslında 7-8 senedir gerçekleşmeyen bir konser bu ama bazı şarkıların mp3lerini internette bulmak mümkün. Keşke albümleştirilip satışa sunulsa, ya da mp3 olarak bütün konseri indirebilsek. Böyle bir performansı dinlerken şarkıları tek tek ayıklamak değil, bütün kompozisyonu duymak isterim. Umarım ilerleyen günlerde tekrar gerçekleşir...

Fazıl Say, Ömer Hayyam, Erol Köse

Fazıl Say hiç kimseden korkmadan düşüncesini söyleyen bir sanatçımız. Doğru söyler yanlış söyler bilemem. Lakin lafını esirgemiyor. Bir de şunu düşünüyorum, ekmeğini Türkiye'den kazanmadığı için ona koyan bir durum yok. Pekala klasik müzikle zengin olan pek olmadığından ülkemizde, ülkeden kovulsa bile bir sıkıntı yaşamaz. Diğer sanatçılarımızın aksine eyvallah etmesi gereken bir durum yok yani. Son dönemde ise twitterda yazdıklarıyla gündemi pek meşgul ediyor.

"Irmaklarindan saraplar akacak diyorsun, 
cenneti ala meyhane midir? 
Her muminine 2 huri verecegim diyosun, 
cenneti ala kerhane midir?"

Ömer Hayyam

Ömer Hayyam'ın bu dizelerini twitterda yazınca dindar vatandaş doğal olarak saldırıya geçti. Pekala nefret dolu mesajları normal karşılıyorum ama onaylamıyorum. Fazıl Say'ın bu çıkışının gereksiz olduğunu düşünüyorum. Tepki alacağını bile bile yapıyor bu işi. Lakin inanan insanlara entellektüel birine yakışır şekilde yaklaşmıyor. Daha sonra ise...

 “Muezzin 22 saniyede okudu aksam ezanini yahu. 
Prestissimmo con fuco!!! Ne acelen var? Sevgili? Raki masasi?”

...şeklinde bir tweet daha geçiyor. Bahsettiği yabancı kelimeler hızlı okumayla ilgili müzikal terimlerdir. Pekala bazı izleyicileri ona kıyametin akşam ile yatsı ezanı arasında kopacağından, akşam ezanının makamının farklı olduğunu, hızlı okunduğunu hatırlatıyor. Rakı ile bağlantı kurulduğundan, kibarca tavrını koyan inançlı vatandaşlarda var. 

 Erol Köse

Daha sonra Fazıl Say bir kaç tweet daha atıyor. Tam o sırada bir diğer büyük müzik adamımız(?) Erol Köse, müslüman aleminin temsilcisi olarak olaya müdahale ediyor.

"Rabbim seni çarpmış ama emin ol ilk gördüğümde ben de çarpacam seni
 sen kimsin de FazilSay ulvi degerlerle dalga geçmektesin!!!"

 "Fazil ben sana piyanist olamazsin demedim.... Adam olamazsin,
sil o salyani ve kazandigin ilk masonparasiyla dişlerini yaptir! Hoşt dinsiz!"

Fazıl Say gibi bir adam tabii ki Erol Köse'yi  ciddiye almadı. Cevap vermedi. Lakin durum o kadar büyüdü ki bir yazı yayınlamak zorunda kaldı. 

06.04.2012 Cuma günü “Twitter”da yazılan Hayyam şiiri üzerine verilen abartılı tepki ve radikal kesimin tahrikleri sonucu büyüyen bu durumdan dolayı, üzüntülerimi kamuoyuyla paylaşmak istiyorum.

Teknik anlamda “Twitter”da “Retweet” olarak bilinen söylemin tamamen yanlış anlaşılması ve “Retweet” yapan şahısların söylemlerinin sanki benim tarafımdan yazılmış gibi yansıtılması tamamen cehalet ve teknik bilgisizlikten ibarettir.

Konunun büyümesinin ardından şahsıma yapılan çirkin saldırılar ve yıkıcı radikal tutumu esefle kınıyorum.

Ayrıca; Pir Sultan Abdal, Yunus Emre, Hayyam, Mevlana ve birçok diğer şairlerin şiirlerini, Dünya ve Anadolu edebiyatının söylemlerini paylaşmak demokratik ortamda herkesin olduğu kadar benim de en büyük hakkımdır.

Dünya üzerinde ve tarihinde bulunan, bir kesimi veya toplumu temsil eden herhangi bir kişiye ya da kuruma saldırıda bulunmak, hakaret etmek bunun yanı sıra din, dil ve ırk ayrımı yapmak biz sanatçılara zaten yakışmayan bir davranıştır.

Sizlerden ricam, kışkırtma ve saldırı şeklinde şahsıma yakıştırılan suçlamalara ve hakaretlere aldırış etmemenizdir.

 Fazıl Say

Tabii böyle olunca da Fazıl Say'ın facebooktaki "beğen"enleri yorumları sıralamaya başlıyorlar. Onlardan bir toplama geçeyim istedim.

"1000 yil once Iran`da hukumdar Meliksah tarafindan bile bas taci yapilan sairin, bir dizesini paylasmak 2012 Turkiye`sinde tahammul edilemiyor. Biz ne olduk boyle? Nasil bu hale geldik?"

"Fazıl say biliyorum ki sizin derdiniz ne din ne Allah,sadece para sadece para,içinde yaşamayı bile istemediğiniz bi ülkenin değerleriyle neden uğraşıyosunuz.Siz sadece biraz piyasada unutlmaya başlandığınız zaman gündeme nasıl gelirim tabiki insanların kutsallarına laf ederek dimi.İnanıp inanmamak sizin elinizde bu irade bile benim kanaatimce verilmiş size.Bırakın insanların kutsallarıyla dalga geçmeyide siz yine en beğendiniz şeyi yapın...."

"Fazıl Say' a saldıranların dikkatine, Ömer Hayyama saldıranların hiç birini hatırlıyormusunuz? ama Ömer Hayyam hala yaşıyor. Ömer hayyamı önce anlayın, bu tartışma ne ilk nede son olacaktır. ders çıkarmanızı diliyorum..."

 "Ya İslamda Yükselirsin, Ya İnkarda Çürürsün, Yol Mezarda Bitmiyor, Gittiğinde Görürsün...!! (Sevgili Necip Fazıl KISAKÜREK cevabı zamanında vermiş boşuna nefes tüketmeyin)"

6 Nisan 2012 Cuma

I.R.S yıllarında R.E.M.

R.E.M., alternatif rock müziğin babasıdır belki de. Henüz bağımsız, ufak bir plak şirketindeyken çıkardığı albümlerin toplamasına, "I.R.S. Years" adını verdiler. Çok normal çünkü o plak şirketinin adıydı I.R.S., gören şaşırmasın yani. İşte 32 yıl müzik yaptıktan sonra birbirlerinden ayrılan bu grubun, o yıllardaki fotografları size de eminim nostaljik gelecektir. Popüler müziği kökünden değiştiren adamlar...

4 Nisan 2012 Çarşamba

Slash Yola Devam Ediyor

Guns n' Roses'ın meşhur gitaristi Slash vardır. Siyah kıvırcık saçlarından yüzü görünmez. Acayip şapkaları vardır. Damla gözlükleri ve bitmiş ama hala ağzında olan tütünü vardır. Bu adam Guns n' Roses hikayesinden sonra bir türlü istediği gibi işler yapamamıştı. İstediği grubu kuruyordu ama istediği gibi gitmiyordu hiç bir iş. Daha sonra eski grubundan kankaları dediler ki, Axel Rose bir albüm yapacakmış, biz de bir vokalist bulalım albüm yapalım. Böylece Velvet Revolver'ı kurdular.

Asi vokal Scott Weiland ortada. Dave ise kel olan.

2 sorunları vardı. Birincisi eski gruptan ritm gitarist Izzy Stradlin yoktu. Bana bu kadar yeter demişti üstad. Slash de çareyi yakın çevresinden bir dost, Dave Kushner'da bulmuştu. Slash'in dediğine göre Izzy dışında çalabileceği tek gitarist oydu. Çocuğu kimse tanımıyordu ama Slash böyle diyorsa bir bildiği vardı. 

Vokalist olarak ise bir çok kez uyuşturucu vakası geçirmiş Scott Weiland gelmişti. Ben bu adamın vokalini hep sıkıcı bulurdum. Sadece eski tip bir rock n' roll karizması olduğu için seçtiklerini düşünüyorum. İmaj yani. Pekala duruma en bozulan, zamanında Guns n' Roses'dan uyuşturucu meselesi yüzünden atılan davulcu Steven Adler oldu.

Grup 2 albüm yaptı. İlk albümleri Contraband çok iyi olsa da, ikinci albüm ne listede ne satışta iyi grafik çizemedi. Vokalist bildiğini okuyuncada adamı şutladılar. Şimdi vokalist bakıyorlar, derken Slash solo takılıcam dedi.

Fergie, Slash'e "Beautiful Dangerous" şarkısında eşlik ediyor. 

Benim yıllardır beklediğim hamleydi. Slash, Fergie'den Kid Rock'a bir çok ünlüyle çalışıcam dedi. Santana'dan ilham almış olmalıdır herhalde, bütün albümü kendi istediği sanatçılarla doldurdu. Aradığını bulamamış ki 2. bir gitarist koymadı bütün gitarları kendi kaydetti. İyi ki bulamadı, solo albümü çok güzeldi ve satışları da gayet iyi gitti. Marshall amfi ve Gibson gitar markaları Slash imzalı bir sürü ürün çıkardılar. 

Slash'in solo albümü, Santana gibi latin-pop altyapılı değildi tabii. Guns n' Roses'dan farklı olmayan bir sound vardı karşımızda. Özlediğimiz sesleri içeriyordu albüm. Pekala meşhur Guitar Hero oyunun onun popülerliğine ve rock müziğin tekrar gençler arasında sevilmesine katkısı büyüktü. Bunu iyi değerlendirdi. 

Myles Kennedy, Slash ile turluyor.

Slash bir çok sanatçı ile çalıştı ama turnede hepsini yanında taşıyacak değildi. Alter Bridge grubunun vokalisti Myles Kennedy, zaten 2 şarkıyla albümüne destek vermişti, turnede de Slash ile beraberdi. Slash bu çocuğa ihanet etmedi -iyi mi yaptı bilinmez- 2. solo albümünün tamamını bu çocukla kaydedeceğini açıkladı. Yakında çıkacak Slash'in 2. solo albümünde Fergie gibi meşhur hiç bir sanatçı yok . Sadece Myles Kennedy ile devam ediyor. 

Slash'in yeni albümü Apocalyptic Love

İşte Slash, içinde hep bir gruba dahil olmak isteği var ki Santana gibi devam etmeyeceğini açıkladı. Kafasının uyduğu bir vokalist buldu ve onunla yola devam edecek. Pekala pazarlama kafasıyla, Fergie gibi ona katkı yapmayacaktır bu çocuk. Bunun dışında Slash'in aradığı tiz vokal olduğu kesin. Yıllar önceki Velvet Revolver'da Dave Kushner için dediklerini duyunca "vardır bir bildiği" demiştik. Bize yine aynı şeyleri demek düşüyor...

1 Nisan 2012 Pazar

Metin Türkcan ve Gitarı

Türkiye'de değil ama yurt dışında, Amerika'da sadece şarkı söyleyenler meşhur olmaz. Çalanlar da ön plandadır. Mesela bir solo gitarist, bir vokalist kadar değer görür. O enstrumanı çalan gençler bu müzisyenleri idol alır. Mesela Guns N' Roses, Slash olmadan olur muydu? Peki Dire Straits, Mark Knopfler gitar çalmasaydı var olabilir miydi? Led Zeppelin ve Jimmy Page'i düşünün bir de?


Fotograftaki Guns N' Roses grubunun gitaristi Slash. 80'lerin ve 90'ların o efsanevi sololarını atan adam. Tipi, duruşu, stili adam tam bir rock n' roll figürü. İşte bu adam bu kadar meşhur olunca gitarı için de bir sponsoru olmuş: Gibson.

Gibson, herhalde dünyanın en güzel gitarlarını yapan firma. Yani o tonlar, uzayıp giden sesleriyle bir müzik türünün enstrumanı. İşte Slash'in Guns N' Roses'ın Appetite for Destruction albümünde kullandığı gitardan esinlenerek yapılan, üzerinde Slash'in imzası bulunan gitarı isterseniz yaklaşık 5 bin dolara alabilirsiniz.

Slash, Guitar Hero oyununun kapağında.

Bu gitar firmalar pazarlama için, müzisyenlerin özel ürünlerini piyasaya sürerler. Siz de bunlardan bir tane alıp kendinizi bu müzisyenler gibi hissedersiniz. İşte bu taktik için ESP firması da bizim Metin Türkcan'la anlaşmış. Metin Türkcan, Pentagram'ın gitaristi, çoğumuz onu Şebnem Ferah'ın kliplerindeki o sempatik gitarist olarak hatırlıyoruz. 



İşte bu fotograflardaki abi, yani Metin Türkcan bir ilki beceriyor. ESP firması geliyor, senin için gitar üreticez diyor. Metin Türkcan tasarlıyor, ESP üretip satıyor. Gitar, yaklaşık 4 bin TL fiyatında. 
ESP kötü bir firma mı diye merak ederseniz hayır değil. Metallica'nın baş adamlarının da gitarlarını bu firma üretiyor. 

James ve Kirk, ESP gitarlarıyla.

İşte ben çok sevinmiştim bu adamın bu kadar meşhur olmasına, lakin biraz kendimi kandırmışım. Adamın adı resmi sitede geçmiyor, sadece gitarın yapıldığı 2011 senesinin katalogunda çok altlarda ufak bir bölümle temsil edilmiş. Zaten o resime gelene kadar bin bir ülkeden bin bir müzisyenle karşılaşıyoruz ve anlıyoruz ki, ESP firması bunu lokal pazarda yer edinmek için yapıyor.


Dünya çapında olmasa da, bir gitaristimizin ciddiye alınmasına sevindim. Metin Türkcan çok iyi bir müzisyen ve düşününce de, ondan daha iyisi aklıma gelmiyor. Pentagram'da da çok işler çıkarıyor. Umarım ileride bir gün, gitarını ESP'nin web sayfasında, hatta ana sayfada görebilirim...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...