10 Kasım 2012 Cumartesi

Zaman Tüneli: Tracy Chapman

Açıkçası bir saygı yazısı yazmam gerekliydi kendisine. Ortaokulda keşfettiğimden beridir hep yanımda ve özellikle güzel uykular çekmeme ve üzüldüğüm anlarda iyi hissetmeme olanak veriyor. Kısacası Tracy Chapman her derde deva.

Ben onu dinlerken hep utangaç bir çocuğun içe kapanıklığı ve garip hüznüyle karşılaştım. Bu her albümünde aynıydı. Gençlik heyecanını atıp biraz daha büyüyünceyse daha da belirginleşti ve benim için çok özel bir yere ulaştı. Kendime tam bir Tracy Chapman gurusu diyemem ama albümlerine para vermiş, arabamda özellikle de kışın uzun yollarda bana eşlik etmiş bir müzisyen. Bu yazıyı hakediyor...

 Tracy Chapman'ın macerası annesinin ona 3 yaşındayken ukulele almasıyla başlıyor. Bilmeyenler için söyleyeyim ukulele, gitarın biraz daha ufağı ve 4 tellisidir. Ses aralığı daha kısadır. Daha sonra ise Tracy, gitarla tanışıyor ve yavaş yavaş bizi etkileyecek o güzel şarkıları oluşturmaya başlıyor.

Önceleri sadece yerel kafelerde ve barlarda sahne alıyor. Açıkçası dönem her ne kadar rock n' roll devri de olsa folk her zaman Amerika'da tutan bir müzik türü. İşte gitarını çalıp hikayeler anlatan bu gençte de ilk ışığı ailesi görüyor ve zaten bir müzik şirketinde çalışan babası onun Electra adlı müzik şirketiyle anlaşmasını sağlıyor. Böylece Tracy ilk albümünü çıkarmak için fırsat buluyor.

 İlk albümden Can I Hold You? klibi, bakışı tavırları...

İlk albümü başlarda çok ilgi görmüyor ve açıkçası Fast Car şarkısı piyasaya çıkmadan da çok satış yapamıyor. Tabii Fast Car öyle bir gazlıyor ki albümü birden satışlar yükseliyor. Bugün Tracy Chapman'ın kendi adını taşıyan ilk albümü 10 milyonu aşan bir satış yapmıştır.

Albüm genel olarak bir başlangıç albümü niteliğinde ve bir çok güzel şarkının yanında bir çok denemeye de açık bir albüm. Daha genç enerjisi taşıyan bir albüm. Bir çok kritik bu albüm hakkında olan, gayet olumluydu diyebilirim.

 O ilk abümün kapağı, bakışlar her şeyi anlatıyor.

Daha sonra 2. albümü Crossroads geliyor. Albümde bir çok gitar kaydını kendi yapıyor Tracy. Bunun yanında ilk süpriz, efsanevi Neil Young, bir çok şarkıda piano ve gitar da çalıyor. Zaten kendisinin ilerleyen albümlerinde de ufak süprizler var. Bu albüm ilkine göre zayıf olsa da popülerliğini sürdürüyor sanatçı.

Aslında ilk albüm insanların onu tanımasına yol açtıysa bu ikinci albüm insanların -en azından önemli bir çekirdek kitlenin- ona bağlanmasına yol açtı.

2. albümden Freedom Now şarkısı. Nelson Mandela için yazmıştı. 

3. albüm Matters of the Heart ise içersinde çok güzel dakikalar bulundurmasına rağmen satış olarak pek iyi gitmedi. Milyonluk albüm satan bir sanatçıdan, bir folk yıldızına geçiş yaptı. Yani bir süper stardan, bir müzik türünün temsilcisi olmaya bir adım attı. O bahsettiğim kitleydi onu hala ayakta tutan ve yıldız olarak anılmasını sağlayan aslında.

Lakin her şey ters giderken şahane bir albüm çıkardı ortaya Tracy. 4. albüm New Beginning gerçekten tam bir yeni başlangıçtı. İçerisinde enstrumanlarında tarz sahibi ve yanındaki müzisyeni yaşatan kilit isimlerle çalışmıştı. Steve Ferrone, çok yönlü bir davulcuydu mesela. Lili Hydn tanınmış bir keman virtüözü vs.

Benim albümdeki favorim The Promise. Ama albümde çok hit var. Zaten albüm 5 milyondan fazla satış yaparak onun gerçekten bu müzikte önemli bir figür olduğunu kanıtlıyor. İşte popçu olmasan da, sadece gitar çalıp hikayeler anlatsan da milyonlar satabileceğinin kanıtı bu kız!

The Promise, duygusal çok duygusal...

Daha sonra yaptığı albümler ise daha içe dönük. Let it Rain albümü, kesinlikle yaptığı en depresif iş. İnsanı bunalıma sokar, öyle bir karamsarlık. O gizli hüzün gitmiş, hissedilebilinir bir acı gelmiş diyebilirim. Özellikle Happy şarkısında çok belirgin.

5. albüm Where You Live ise her tadı barındıran çok iyi bir iş. Zaten bu modern zamanlarda bile bir çok yerde bu albümü duymuşsunuzdur. En iyi albümlerinden biri.

Son albümü ise, Our Bright Future'den bahsediyorum, yine bildiğiniz utangaç kıza ait bir albüm. Sadece saçları arasından çok da belli etmeden, dişlerini göstermeden gülümsüyor bize.

Aşık bir Thinking of You

İşte benim albümlerine yorumum böyle. Bu yazı bir saygı yazısı. Onun yazdığı şarkılar değil, hissettikleri orijinal. Bana hissettirdiklerini kimse hissettirmedi şu piyasada. Umarım daha sık albüm yapar ve bizi o küçük büyük evreninden koparmaz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...